Böbrek Yetmezliği (Diyaliz) Nedir?Böbrek Hastalarına Zararlı olan Besin ve Yiyecekler

0

Börek Yetmezliği: (Diyaliz)

Böbreğimiz vücudumuzun arıtım merkezidir, vücudumuza giren besinlerin süzülmesi ayrıştırmasında büyük rol oynayan önemli organlarımızdan birisidir. Böbrek yetmezliği 2 biçimde gelişim gösterir;

a-) Kronik böbrek yetmezliği,          b-) Akut böbrek yetmezliği

Akut böbrek yetmezliği;

Oluşum sürecine daha yeni başlamış ve ileri safhalara ulaşmamış olan böbrek yetmezliği biçimidir. Bu tip böbrek yetmezliğine sahip hastalarda vakâ  üzerinden çok uzun bir süre geçmemiş olması nedeniyle  doğru beslenme ile tıbbi müdahaleler yapıldığında tekrar böbreğin eski işlevine kavuşturulup sorunun ortadan kaldırılabilmesi mümkün olabilmektedir.

Kronik böbrek yetmezliğinde ise, böbrek dokusundaki tahrip ve yıkım, uzunca bir zaman devam etmiş ve hastalığın boyutu kurtarılamaz bir seviyeye ulaşmıştır.  Çok ileri bir yıkımlanmada böbrek işlevini yerine getiremeyeceğinden, onun işlevini üstlenmek üzere dializ aletine ihtiyaç duyulabilir. Ancak her kronik böbrek yetmezliği dializ aletini gerektirmez. Bazen böbrek dokudaki yıkımlanmanın derecesine bağlı olarak tıbbi müdahaleler ve gıda desteği olumlu sonuç verebilir.

İster Akut böbrek yetmezliği olsun isterse de kronik böbrek yetmezliği olsun neden olan sebepler hemen hemen birbirlerinin aynısıdır. Tek farklı durum aralarında geçen zamandır. Böbrek dokusu, içinde bir yün yumağı gibi dolanmış ve çok ince olan çok sayıda süzme işlevi ile yükümlü kanalcıklar ihtiva eder. Bu kanalcıklardan kan geçerken içindeki toksik zararlı maddeler, sodyum, kalsiyum, fosfor gibi minerallerin ve bikarbonatın fazlası, zararlı mikroplar ve bunların atıkları tutulur. Kalan temiz kan ise tekrar bu kanallardan kan damarlarına ve oradan da kana karışır. Tutulan zararlı maddeler ve atıklar gene böbrek dokuya kandan gelen suyun bir kısmı ile karıştırılarak idrar oluşturulur. Bu idrarın büyük bir kısmı idrar kanalları ile dışarı atılmak üzere yol alırken az bir kısmı da daha sonradan atılmak üzere idrar kesesinde toplanır. Bu açıklamadan ve bilgilerden anlayacağınız üzere ne kadar fazla sodyum, bikarbonat, potasyum ve klor alırsanız, gıdalarla yada vitamin-mineral tabletleri ile, o kadar fazla böbreklerin süzme işlemi yapmasına ve böbrek dokunun o kadar fazla yorulmasına neden olmuş olursunuz. Bu durumda, yani fazla mineralin süzülme sonrası idrar kanallarında birikmesi neticesinde ne olur? sorusuna gelince, kolaylıkla tahmin edeceğiniz üzere daha sonradan alınan gıdalar ve de meydana gelen rahatsızlıklar sonrasında başka mineral ve zararlı toksik maddeler de bu kanallardaki birikmiş maddelerin üzerine eklenerek kanalların iyice daralmasına veya tıkanmasına neden olacaktır. Kısaca fazla mineral alımı ve oluşan hastalıklar, zararlı iltihap yapıcı maddelerin ve fazla minerallerin böbrek süzme kanallarında birikerek bu kanalları tıkama veya daraltmasıyla böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir.

Böbrek dokusu içindeki bu kanalların yüzeylerinde biriken ve onları tıkayan, sadece mineral fazlası ve toksik iltihap yapıcı maddeler değildir. Aynı zamanda fazla ve sürekli alınan proteinler de sindirim ve parçalanmalarını takiben toksik azot içeren zararlı maddeler açığa çıkartırlar ki bu maddeler de bu kanalcıkların yüzeyinde birikerek böbrek yetmezliğine neden olur. O halde proteinin fazla miktarlarda ve uzun süreli alımı diğer pek çok hastalıkta olduğu üzere böbrek yetmezliğinin de önemli bir sebebi olmaktadır.

Böbrek yetmezliğine neden olan gıda ve besinleri ikiye ayırabiliriz;

1. Fazla miktardaki sodyum, klor, potasyum, kalsiyum ve fosfor.

2. Fazla ve uzun süreli protein alımı ve bunların parçalanması sonrasında açığa çıkan azot içeren toksik maddeler.

Özellikle potasyumun fazlası kalp doku içindeki kanın daha çok pıhtılaşmasına neden olarak dolaşım bozukluğuna neden olabilmekte, bu durumda böbreklere daha zor ve daha az kan gelmekte ve böbrek doku bu şekilde tahrip olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında aynen potasyum fazlalığı gibi dolaşım bozukluğuna neden olan kalp ve damar hastalıkları neticede böbrek dokuya yeterli kanı yani oksijen ve besin akımını engelleyerek az yada çok böbrek hasarı meydana getirebilmektedir.

Sodyum ve klor’un yani tuzun bulunduğu gıdaların tüm hayat boyunca günde 2 gram’dan fazla olmamasına dikkat edin. Bu husus, yukarıda da değindiğim üzere böbrek sağlığınız için son derece önemlidir. Dolayısı ile tuzun fazla olduğu fast food (hazır yemek) ürünleri,

  • Ketchup
  • Pastırma
  • Salam
  • Sosis
  • Sucuk
  • Turşu
  • Soya sosu
  • Cips

Kraker gıda maddelerinin tüketiminden ya kaçının ya da bunların tüketimini azaltın.

Yüksek potasyum miktarı ile dolaşım bozukluğuna neden olan ve böbrekleri tehdit eden;

  • Domates
  • Hazır domates sosları(Ketchup)
  • Domates sosları
  • Kayısı
  • Şeftali
  • Kahve
  • Kakao
  • Çay tüketiminden ya kaçının yada bunların tüketimini azaltın.

Fazla ve uzun süreli protein ağırlıklı beslenme doğrudan böbrek yetmezliği riskini artırdığından;

  • Et
  • Tavuk
  • Balık
  • Yumurta
  • Fındık
  • Fıstık
  • Süt ve süt ürünleri

gibi proteinli maddeleri özellikle böbrek yetmezliğiniz ciddi boyutlarda ise kesin. Her zaman belirttiğimiz üzere otuzlu yaşlardan sonra vücudunuz gelişimini tamamladığından dolayı yağsız(light) süt ve süt ürünleri kemik erimesine karşı olmak üzere tüketilmeye devam ederken diğer et, kanatlı eti, sakatat gibi proteinli gıdaları mümkün olduğunca mutfağınızda azaltma yoluna gidin. Ortaya çıkabilecek protein açığını baklagiller, hububatlar, yeşil yapraklı sebzelerden karşılayabilirsiniz.

Böbrek sorunu yoksa balık ve light sütü ihmal etmemeniz son derece önemlidir.

Böbrek dokunun süzme işlevi ile görevli çok sayıda ince kanalcıklarla dolu olduğunu ve bunların daralması veya tıkanmasının böbrek yetmezliğini oluşturduğunu hatırlatmak istiyorum. O halde bu kanalların yüzeylerinin temizlenmesi özellikle bu yüzeylerde biriken ve tıkanmaya sebeb olan kalıntıları da uzaklaştıracağından son derece önemlidir. Hatta böbrek yetmezliğinden korunmada en etkili olanlardan biridir. Bu kanalların yüzeyindeki tıkanma veya daralmaya neden olan atıkları yıkayarak dışarı atacak ve kanalları adeta temizleyebilecek madde nedir? sorusuna gelince bu madde sudur. Çoğumuzun hep ertelediğimiz, sadece susayınca içtiğimiz dünyanın en yararlı maddelerinden birisi olan su. Çoğu kez bu maddeyi susadığımızda kullanıyoruz. Oysa susama hissi en son safhada, yani kandaki su miktarı iyice azaldığında, yani dehidrasyon durumunda ortaya çıkıyor. Bu zamana kadar böbrek kanalcıklarının yüzeyi zaten zararlı maddeler ve minerallerle çoktan kaplı hale gelmiş oluyor. İşte bu nedenle susanıldığında değil, eşit aralıklarla ve bir gün içinde mutlaka 2 litre suyun tüketimi, öncelikle böbrek yetmezliğine karşı korunmak açısından önemli olmaktadır.

Ciddi böbrek yetmezliğinde proteinlerin vücut içinde yıkımlanmasını engellemek için karbonhidrat alımına önem verilmesi gerekir. Zira enerji için önce karbonhidratlar, sonra yağlar ve en son olarak ta proteinler kullanılmaktadır. Karbonhidratlara öncelik verilmesi, karbonhidratların çok kısa zamanda enerjiye dönüşme kabiliyetinden dolayı son derece önemlidir. Karbonhidratlar 20 dakikadan 4 saate kadar varan sürelerde çok kolay şekilde sindirime uğrayarak mide ve bağırsaklardan emilir. Takibinde kana karışarak kan yolu ile hücrelere gider ve enerji açığa çıkarmak üzere oksijenle bu hücrelerde yakılır. Metabolizmalarının bu derece kolay olması ve kısa zamanda enerji açığa çıkarmaları dolayısı ile vücutta enerji biriktirerek sonradan yağa dönüşmeleri ve vücutta yağ şeklinde depo edilmeleri riski yağlarla karşılaştırıldığında son derece azdır. Yağlar mide ve bağırsak kısmına ulaştığında suda dolayısı ile kanda çözülme yetenekleri olmadığından, kana geçebilmek için mide ve bağırsak yüzeyindeki lipoprotein yapıdaki taşıyıcılara tutunurlar. Onlarla kana geçtikten sonra bir müddet kan yolu ile vücudu dolaşır ve bu lipoprotein yapısındaki taşıyıcılardan albumin adı verilen başka bir taşıyıcıya aktarılırlar. Bu taşıyıcılarla hücreye gelen yağlar, bu seferde albumin’den karnitin ve amin adlı diğer özel taşıyıcılara tutundukları halde hücre içine geçiş yapar ve hücrede yakılarak enerji açığa çıkartırlar. Kısaca bu açıklamadan da anlayacağınız üzere yağların sindirimi ve enerji açığa çıkarmaları son derece karışık, pek çok ara maddeye ihtiyaç gösteren, dolayısı ile de uzun zaman alan bir işlemdir. Karbonhidratlardan 4 saate kadar ki sürede enerji almanız mümkünken, yağlardan enerji alabilmeniz en erken 4 saatten başlar ve bir güne bazen 2 güne kadar uzayabilir. Bu arada siz, acıktığınız için tekrar yemek eğilimine girersiniz, bu yediklerinizde yağlı ise onunda enerji açığa çıkarması bir o kadar uzun sürecektir. Enerjinin yağlarla ortaya çıkartılması ve dışarı atılması çok uzun sürdüğünden ve siz bu esnada başka yağlı maddeler tüketmeye devam ettiğinizden vücudunuzda mutlaka enerji birikimi yani kalori birikimi olur. Fazla kalori doğrudan yağ şeklinde depo edileceğinden dolayı bu tür bir yağlı beslenme ile hem vücudunuz hem de siz fark etmeden iç organlarınız özellikle de karaciğer ve böbreğiniz yağlanacaktır. Konumuzun böbrek yetmezliği ve gıda olduğu dikkate alındığında yağlı beslenmenin öncelikle bu açıklamaların ışığında yağlanmaya neden olarak böbrek yetmezliğini daha da kötüleştireceği sonucuna varıyoruz. Buna karşılık, karbonhidratlar bir sonraki gıda tüketimine kadar zaten enerjiye dönüşerek vücuttan atılabildiğinden, kalori birikmesi yani yağlanmaya neden olmuyor. Dolayısı ile böbrek yetmezliğinde karbonhidratlı yiyecekleri öneriyoruz. Ancak gerek şişmanlığa karşı ve gerekse de böbrek yetmezliğinde karbonhidratları önermenin önemli bir ayrıntısı var ki onun mutlaka altını çizmek zorundayım. Her ne kadar karbonhidratların kısa sürede ve kolaylıkla enerjiye dönüşerek vücuttan atılması gibi bir avantajı varsa da bu durum onların normal miktarlarda alımlarında söz konusudur. Karbonhidrat kolay yakılır ve enerjiye dönüşür mantığı ile abartılı, çok büyük miktarlarda karbonhidrat tükettiğiniz takdirde vücutta kalori birikmesi olabilecek ve bu fazla kalori yağa dönüşerek yağlanma yapabilecektir. Benim burada belirtmek istediğim asıl önemli nokta, yağ ve karbonhidratların eşit miktarlarının yağlanma yönünden karşılaştırması şeklindedir. Yoksa karbonhidratı da çok fazla, abartılı tüketmekle rahatlıkla yağlanabilir yani şişmanlayabilirsiniz.

Böbrek yetmezliğinde karbonhidratlarla ancak fazla değil normal miktarlardaki karbonhidrat beslenmesi ile belli bir rahatlama elde edebilirsiniz. Bu arada karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye geçerken protein miktarı yüksek gıdaları da kesmek şartını aklınızdan çıkartmayın. Böbreğinizden çekiniyor, herhangi bir böbrek probleminiz olduğunu düşünüyorsanız, yada tıbbi tetkiklerle teşhis edilmiş bir böbrek yetmezliği yada hastalığı varsa mutfağınızı karbonhidrat ağırlıklı ve mümkün olduğunca protein içermeyen gıdalarla donatmanız gerekecektir. Protein neden böbrek yetmezliğinde istenmiyor? sorusunun cevabına gelince. En başta da değindiğim üzere, oksidasyon neticesindeki iltihap yapıcı maddeler, tuz ve şekerin fazlası ve bazı mineraller uzun süre yetersiz su tüketimi ile de birleşince böbreğin süzme işlemini yapan kanalcıklarının yüzeyinde birikerek tıkanmalara neden olabiliyordu. Bu durumun böbrek yetmezliğindeki asıl hazırlayıcı, yapıcı etken olduğunu belirtmiştim. İşte böbreğin süzme işlemi yapan kanalcıklarının yüzeyinde biriken bir diğer önemli madde grubu da protein sindirimi sonucu oluşan azotlu maddelerdir. Proteini ne kadar fazla tüketirseniz, bunların sindiriminden açığa çıkan azotlu maddeler de o derece fazla olacak, bunlar da böbrek kanallarında birikerek böbrek yetmezliğini o derece daha fazla kötüleştirecektir.

Proteinin kesilmesi derken, bunun pratikte yapılması tam olarak mümkün değildir. Zira bir çok gıda maddesi az yada çok protein içermektedir. Burada belirtmek istediğim nokta, protein alımının mümkün olduğunca kısıtlanmasıdır. Normal bir insan 1.0-2.0 g/Kg vücut ağırlığı kadar günlük protein ihtiyacına sahipken, böbrek yetmezliği ve hastalığı olan kişilerde bu oran 0.5-0.7 g/Kg vücut ağırlığı şeklinde daha düşük olmalıdır.

Yukarıda da ifade ettiğim üzere böbrek yetmezliği durumunda günlük su tüketimini mutlaka 1.5-2 litre civarlarında gerçekleştirmek gerekir. Böbrek yetmezliğine karşı korunmak ve bu tür bir durumla karşılaşmamak istiyorsanız tüm yaşam boyunca ve her gün 1.5-2 litre su tüketimini gerçekleştirmek zorundasınız.

Böbrek yağlanmasının böbrek yetmezliğini daha da kötüleştireceğinden bu nedenlede vücutta kalori birikmesinden diğer ifade ile vücuda aşırı kalori yüklenilmesinden kaçınılması gerektiğinden bahsetmiştim. Vücut kitle indeksiniz 27 den fazla ise günlük kalori alımınızın 30-40 Kcal/Kg arasında olmasına ve bu miktarı aşmamasına dikkat edin(Vücut kitle indeksi: vücut ağırlığınızı Kg olarak tartıyorsunuz. Boyunuzu metre olarak ölçüp kendisi ile çarpıyorsunuz. Sonra da vücut ağırlığınızı boyunuzun karesine bölerek vücut kitle indeksi’nizi belirlemiş oluyorsunuz).

Böbrekler sadece kanın temizlenmesi işleminde değil, aslında dolaylı olarak, ancak çokta etkili olarak kemiklerin sağlamlığında rol oynar. Böbrekler, kemiklerin dayanıklılığında asıl etken madde olan kalsiyum’un bağırsaklardan emilimini sağlayan vitamin D3′ün yapımı ile görevlidir. Böbrekler bu vitamini yapamadığı takdirde, kalsiyum yeterince bağırsaklardan emilerek kana karışamayacak, böylelikle böbrek yetmezliğine bağlı kemik erimesi riski artacaktır. Aynı şekilde, kalsiyum sadece kemik yapısı için değil, kalbin çalışması için de gerekli bir mineraldir. Kalsiyum sayesinde kalp kası lifleri birbirleri üzerinde kayar, yani kasılma olayı olur. Aynı şekilde kalsiyum sayesinde birbirlerinden ayrılmaları sonucunda kalp kası gevşer. Kısaca kalp kasının kanı pompalamak üzere her bir kasılıp gevşemesi kalsiyum’a ihtiyaç gösterir. Buradan yola çıkarak, böbrek yetmezliğinin kalp yetmezliği riskini de beraberinde getirdiği sonucuna varıyoruz. Maalesef böbrek yetmezliği bir şekilde uzun süre tedavi edilmemiş bireylerde, hem kemik erimeleri hem de kalp yetmezliklerini beraberinde getiren yapıcı bir neden olarak karşımıza çıkmakta. Kalsiyum’un emilimine dolaylı yönden katkıda bulunan böbrekler, özellikle fosfor mineralinin emilimini de aynı şekilde düzenler. Hatta kemiklerin sağlamlılığı ve kalp kasının ritmik çalışmasında son derece önemli olan kalsiyum/fosfor oranını da ayarlayan organ böbrektir. Böbrekler bu işlevlerini paratiroid hormonla yapar. Paratiroid hormon, kemiklerden kalsiyum’u ayırırken fosfor’un idrarla atımı hızlanmış olur. Böbrek yetmezliğinde de genellikle bu durum söz konusudur. Öncelikle böbrekler tam verimli çalışamadığından D3 vitamini yeterli oranda yapılamaz ve kalsiyum yeterli oranda kana karışıp kemiklere gidemez. Kemiklerdeki bu şekilde ortaya çıkan kalsiyum açığını gidermek amacıyla paratiroid hormon salgılanır ve bu hormon kanda eksilen kalsiyum miktarını kemiklerden çekerek sağlamaya çalışır. Yani kalp ve kanın ihtiyaç duyduğu kalsiyum, böbrek yetmezliğinde yeterli oranda mide ve bağırsaklardan emilemediğinden, kan ve kalbin kalsiyum miktarını düşürmektedir. Kalp ve kanın kalsiyum düzeyini tekrar yükseltmek amacıyla paratiroid hormon devreye girerek kemiklerden kalsiyum’u çekmekte ve kana göndermektedir. Bu durum hem ciddi anlamda kemik erimesi riskini ortaya çıkarmaktadır hem de kemik erimesini daha da olumsuzlaştıracak fosfor eksikliği riskini. Zira kalsiyum’un kemiklerden kana karışması idrarla fosfor’un dışarıya atılmasını hızlandırır ki bu durum böbrek yetmezliğinde sıkça karşılaşılan fosfor eksikliğinin de nedenidir. Bu yüzden böbrek yetmezliğinde fosfor yönünden zengin gıdaların alımına önem vermek gerekir. Yani kuru baklagil, tahıl ve kuru meyveyi bol miktarda tüketmek sadece karbonhidratla böbrekleri desteklemek açısından yararlı olmayacak, aynı zamanda böbrek yetmezliği ile ortaya çıkan fosfor açığının da kapanmasına yardımcı olacaktır. Böbrek yetmezliğinde fosforla birlikte kalsiyum ve magnezyum’un da düştüğü dikkate alındığında bu minerallerce zengin gene tahıl, kuru baklagil, kuruyemiş, yeşil yapraklı sebze, yeşil biber, limon, portakal, çilek, soya, brokoli tüketimine önem vermek yararlı olacaktır.

Günlük 2 litrelik su tüketiminin %5 şekerli su şeklinde yapılması böbreğin enerji ihtiyacını gidermesi açısından da son derece yararlı olacaktır.

Böbrek yetmezliğine kılıf hazırlayan başlıca etkenler aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır. Mümkün olduğunca bu yapıcı etkenlerden uzak durarak yada bunları kontrol altına alarak böbrek yetmezliğine karşı kendinizi savunun.

· Parasetamol içeren ilaçların sık kullanımı.

· Mantar zehirlenmeleri

· Kalıcı diş eti iltihaplanmaları

· Kalp ve damar hastalıkları

· Kansızlık

· Stres

· İç ve dış kanama

· Yetersiz su tüketimi

· Trauma

· Fazla fosfor, sodyum, klor alımı(fazla şeker ve tuz tüketimi)

· Fazla protein tüketimi

· Yetersiz potasyum alımı

· Çok fazla asit içeren gıdaların tüketimi(kola, soda v.b.)

Böbrek yetmezliği ve hastalıklarına karşı korunmada mutfağınızda bol miktarda bulundurmanız ve tüketmeniz gerekenler;

  • Brokoli Pırasa
  • Brüksel lahanası Mercimek
  • Ispanak Yeşil biber
  • Karnıbahar Maydanoz
  • Beyaz lahana Keçi boynuzu
  • Taze bakla Havuç
  • Bezelye Enginar
  • Nohut Kereviz
  • Marul
  • Patates
  • Fasulye
  • Kuru meyve
  • Çilek
  • Böğürtlen
  • Buğday
  • Yulaf
  • Mısır
  • Pirinç
  • Soya

Böbrek Hastalarının uzak durulması gerekenler gıda, besinler ve yiyecekler:

  • Et
  • Süt
  • Et ürünleri(pastırma, salam, sosis vb.)
  • Süt ürünleri(peynir, yoğurt vb.)
  • Tütsülenmiş ürünler
  • Kürlenmiş ürünler(hazır turşu vb.)
  • Fermente ürünler
  • Asitli ürünler(kola, soda gibi)
  • Kabartma tozu
  • Tuz, şeker
  • Kraker
  • Cips
  • Mayonez
  • Hazır domates sosları
  • Domates ezme
  • Domates
  • Balık
  • Fındık
  • Fıstık
  • Çay
  • Kahve
  • Kakao

(Çay, kakao, domates, ketchup, domates sosu, domates suyu, fındık, fıstık, balık, kahve, şeftali, mango, kayısı, et, balık, tavuk potasyum yönünden zengin olduğundan alınmayacaktır. Potasyum’un yetersizliği böbrek yetmezliğinde bir etken olmasına karşılık, böbrek yetmezliği başladığında potasyum’ca zengin gıdaların önerilmemesinin nedeni alınan potasyum’un kalsiyum ve fosfor kaybını hızlandırmasındandır. Böbrek yetmezliğinde zaten önemli bir kalsiyum, fosfor ve magnezyum açığı vardır. Potasyum alınarak bu açıklar daha da artar ki bu durum, kemik ve kalp rahatsızlıklarının ortaya çıkmasında önemli bir risktir.

Share.

About Author

Leave A Reply