Grip, Nezle, Soğuk Algınlığı Sebepleri Tedavisi ve Korunma Yolları

0

Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde havaların bi ısınıp bi soğumasıyla birlikte hemen hemen hepimiz ya grip, ya nezle ya da soğuk algınlığına maruz kalıyor veya kalma riskiyle karşı karşıyayız. Grip, nezle ve soğuk algınlığı nedir, nasıl bulaşır, yayılır, korunma yolları tedavisi nelerdir? bugün bunlara değinmeye çalışacağız. Öncelikle Grip Nedir onu tanıyalım. Hemen hemen birbirlerine benzeyen bu 3 tip hastalıkla mücadelenin en önemli noktası bol sıvı tüketimi ve hijyenli ortamlarda bulunmak, mikroplu, kirli ortamlardan uzak durmaktır.

Grip

Özellikle kış aylarında ve sonbahar sonu ile ilk bahar başlangıcında oldukça sık rastlanan, tıp dilinde ‘ebe‘ olarak da bilinen grip, bulaşıcı (viral) bir hastalıktır. Sağlık sorunu bulunmayan kişilerde ortalama 5-7 gün içerisinde gerekli önlemlerin alınmasıyla geçen bir hastalıktır; vücut direnci düşük kronik hastalığı olanlarda (şeker, kalp-akciğer hastalıkları, AIDS vb.) ve yaşlılarda pnömoni (zatürre), menengoensefalit (beyin iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) ise ölümle sonuçlanabilecek sonuçlara da yol açabilen bir hastalıktır. Bu tür risk grubundaki kişilere “yüksek risk grubundaki kişiler” denir.

Grip virüsü ‘Orthomyxoviridae’ familyasına mensup örtülü bir RNA virüsüdür. Virüsteki nükleik asit 8 tane negatif anlamlı RNA’dan oluşur. RNA’nın kopyalanmasında hata oranı yüksek olduğu için, virüs genomu sürekli değişim halindedir. Ayrıca, aynı hücreyi birden fazla virüsün enfekte etmesi durumunda viral RNA parçaları birbirleriyle karışıp yeni genetik kombinezonlar oluşturabilirler. Bu nedenlerden dolayı vücudun bir grip türüne karşı kazandığı bağışıklık ertesi yıl ortaya çıkan yeni bir salgına karşı genelde etkisiz olur.

Grip, bir RNA virüsü enfeksiyonu olduğu için tedavisi yoktur. Antibiyotikler tedaviye yaramazlar, çünkü antibiyotikler yalnızca bakterilere etki ederler. Yaklaşık bir hafta içinde hastalık kendiliğinden iyileşecektir; ancak doktora gitmek ve 3-5 gün iyice dinlenmek gereklidir. Bol sıvı tüketilmesi de salgıların rahatça dışarı atılmasını sağladığından ve hijyenli ortamlarda bulunmak, mikroplu, kirli ortamlardan uzak durmak iyileşmeyi hızlandırır. Ayrıca kış aylarında bolca bulunana ve C vitamini açısından zengin olan portakal mandalina gibi sıvı ağırlıklı meyvelerde tüketilmeli vücut direnci artırılmalıdır.

Grip Bulaşıcı bir virüstür !

Virüs, öksürük ve hapşırma ile yayılan damlacıklarla, ayrıca öpüşme ve tokalaşma gibi temaslar yoluyla da bulaşır. Bu nedenle hasta kişilere temas etmekten ve onlarla ortak eşya (havlu gibi) kullanmaktan sakınılmalıdır. Hasta olan kişi çevresindekilere hastalığı bulaştırmamak için eşyalarını ayırmalı, çok zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmamalıdır. Neredeyse her virüste ölme olasılığı (Çok düşük olsa da) vardır. Bu yüzden gribi olabildiğince çabuk atlatmaya bakılmalıdır. Binlerce çeşit grip virüsü olduğu için ömür boyu kalıcı bağışıklık kazanılamaz.

Grip Aşısı, Kimler Grip Aşısı olmalıdır?

Aşı olması önerilen kişiler şunlardır:

  • 65 yaş ve üstündeki kişiler.
  • Kronik hastalığı olan kişiler: Kronik kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, şeker hastalığı ve benzeri hastaığı olanlar.
  • Bağışıklık sistemleri zayıflamış olan kişiler: Kanser hastaları, bağışıklık sistemi hastalığı olanlar, organ ve kemik iliği nakli yapılan kişiler.
  • Uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuk ve gençler.
  • Hastanelerde çalışan doktor, hemşire, hastabakıcılar; kreş ve huzurevleri çalışanları.
  • Yüksek risk grubundaki kişilerle yakın temasta olan kişiler
  • İlk 3 aydan sonraki hamile kadınlar
  • 6. ayından itibaren bebekler
  • Çevresindeki insanlar grip ise grip aşısı olunması kesinlikle önerilmektedir.

Grip’in Belirtileri:

Grip olan kişi öncelikle aşağıdaki belirtileri gösterir;

  • ateş, titreme,
  • kaslarda agri,
  • agizda ve bogazda kuruluk,
  • baş agrisi, öksuruk ve yataktan kalkamayacak derecede bitkinlik ve uyuma hissi ile kendini gösterebilir.
  • Bazi kişilerde kusma görulebilir.

Genellikle 7-10 gun surer.

Grip’ten Korunma Yolları:

Grip bir çogumuzu ciddi olarak etkilemese bile bazi kişiler için hastalık tehlikelidir ve bu kişilerin her yıl gribe karşi aşi olmalari gerekir. Bunlar arasında: – 65 yaşın uzerinde olan kişiler – Astım dahil kronik akciger hastaları – Kalp ve böbrek hastaları ve – Bağışıklık sistemini zayıflatan ilaçları kullanan hastaları sayabiliriz. Her zaman kendinizi sağlıklı hissetseniz bile eğer risk grubu içinde iseniz, doktorunuzdan size aşi yapmasını rica etmelisiniz. Aşi, size grip mevsimi başlamadan önce bağışıklık sisteminizi takviye etmeniz için olanak verecektir. Grip aşısı, yaşlı kişilerle veya bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerle ilgilenen sağlık görevlileri için de tavsiye edilir. Grip aşısı, gebe kadınlar ve yumurtaya alerjisi olan kişiler için uygun değildir.

Gribi önlemenin diğer yolları arasında gripli kişilerden uzak durmak, öksürenlerin ve aksıranların bulunduğu kalabalık yerlere gitmemek ve bulunmamaktir. Bazen mikroplar vucudumuza ellerimizden geçtiginden, ellerimizi sik sik yikamak faydali olabilir. Olabildiginiz kadar saglikli olmaya çalişin, sigara içmeyin (sigara içenler nezle ve gribe daha çok yakalanirlar), yeterince dinlenin ve bol bol sıvı, sebze ve sıvı oranları yüksek meyve yiyin.

Grip Olunca Ne Yapılmalı:

Ateşiniz normal duzeyine inip bu seviyede yaklaşik 48 saat kalincaya kadar yataktan çikmayin. Yatak istirahati vucudunuzun virusle savaşmasina yardimci olur. Bol bol sivi şeyler için. Ateş için aspirin veya parol gibi ilaçlar kullanilabilir, ancak çocuklarda aspirin kullanmayin. Belirtiler kötuleşirse, (örnegin nefes almakta guçluk, öksururken sarimsi veya yeşilimsi balgam, şiddetli baş agrisi, aşiri su kaybi gibi) veya riskli grupta iseniz mutlaka doktora gidin.

Grip Tedavisi ve Korunma Yolları

Grip, virüs enfeksiyonu olduğu için tedavisi yoktur. Antibiyotikler tedaviye yaramazlar, çünkü antibiyotikler yalnızca bakterilere etki ederler. Yaklaşık bir hafta içinde hastalık kendiliğinden iyileşecektir; ancak doktora gitmek ve 3-5 gün iyice dinlenmek gereklidir. Bol sıvı tüketilmesi de salgıların rahatça dışarı atılmasını sağladığından iyileşmeyi hızlandırır.
Virüs, öksürük ve hapşırma ile yayılan damlacıklarla, ayrıca öpüşme ve tokalaşma gibi temaslar yoluyla da bulaşır. Bu nedenle hasta kişilere temas etmekten ve onlarla ortak eşya (havlu gibi) kullanmaktan sakınılmalıdır. Hasta olan kişi çevresindekilere hastalığı bulaştırmamak için eşyalarını ayırmalı, çok zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmamalıdır. Neredeyse her virüste ölme olasılığı (Çok düşük olsa da) vardır. Bu yüzden gribi olabildiğince çabuk atlatmaya bakılmalıdır. Binlerce çeşit grip virüsü olduğu için ömür boyu kalıcı bağışıklık kazanılamaz.
Grip Aşısı olması önerilen kişiler şunlardır:

  • 65 yaş ve üstündeki kişiler.
  • Kronik hastalığı olan kişiler: Kronik kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, şeker hastalığı ve benzeri hastaığı olanlar.
  • Bağışıklık sistemleri zayıflamış olan kişiler: Kanser hastaları, bağışıklık sistemi hastalığı olanlar, organ ve kemik iliği nakli yapılan kişiler.
  • Uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuk ve gençler.
  • Hastanelerde çalışan doktor, hemşire, hastabakıcılar; kreş ve huzurevleri çalışanları.
  • Yüksek risk grubundaki kişilerle yakın temasta olan kişiler
  • İlk 3 aydan sonraki hamile kadınlar
  • 6. ayından itibaren bebekler
  • Çevresindeki insanlar grip ise grip aşısı olunması kesinlikle önerilmektedir.
Grip, nezle ve soğuk algınlığına karşı yapılabilecekler
  • Soğuk algınlığını önlemek için camları sık sık açın,
  • Nezle olduğunuzda odalara kapanıp üst üste giyinme alışkanlığınızı artık bırakın! Prof. Dr. Günnur Deniz, “Açık havada dolaşın ve yaşadığınız yerin camlarını sık sık açın ki, temiz hava nezle virüslerini temizlesin” uyarısında bulundu..

Soğuk algınlığından korunmanın yolları nelerdir?

Soğuk algınlığı virüsü, kapalı ve kalabalık yerlerde hızla yayılır. Açık havada ve havalandırması iyi olan yerlerde bulunmak bu riski azaltacaktır. Virüsler, kapalı ortamlarda bulunduğu için havasız ortamlardan mutlaka korunun. Soğuk algınlığı üşütmekle geçmez. Bu yüzden havalar soğuk olsa bile gün içinde sık sık çalıştığınız ya da yaşadığınız yerin camlarını açıp havalandırın. Virüsler hastadan her yere bulaşabileceği için hijyen önemlidir. Sık sık ellerinizi sabunlu suyla yıkamak, iyi bir korunma yoludur.

SADECE VİTAMİN ALMAK YETMEZ!
Soğuk algınlığına yakalanmamak için ya da yakalandıktan sonraki tedavi sürecinde vitaminlerin, özellikle de C vitamininin etkisi nedir?
Vitaminler soğuk algınlığıyla savaşmak için yeterli değildir. 2006 yılında, 11 bin 350 kişinin katılımıyla yapılan 30 klinik araştırmada, C vitamininin soğuk algınlığı riskini azaltmadığı ortaya çıkarılmıştır.

Grip Soğuk Algınlığında Tedavi için antibiyotik kullanımı uygun mudur?

- Hayır!

Antibiyotiklerin soğuk algınlığı tedavisinde yeri yoktur. Antibiyotikler, bakterilerin neden olduğu hastalıklarda kullanılır. Soğuk algınlığına ise virüsler neden olur. Gereksiz antibiyotik kullanımı maalesef tedaviye karşı dirençli bakterilerin gelişmesine neden olduğundan, sadece gerekli olduklarında kullanılmaları doğru olur.

Soğuk algınlığının başlıca belirtileri nelerdir?

Hastalık insan vücuduna 1-3 günde yerleşir.

İlk belirti boğazda kaşıntı ve ağrıdır. Soğuk algınlığında aksırma, burun akıntısı ve boğaz ağrısı gibi belirtiler tipiktir.

Soğuk algınlığının ilacı var mı? Soğuk algınlığına müdahale edilebilir mi?

Soğuk algınlığının bir ilacı yoktur. Çünkü soğuk algınlığı virüsü çok çeşitlidir ve sürekli özelliklerini değiştirir. Bu nedenle, soğuk algınlığını önleyecek bir aşı henüz geliştirilememiştir. Ancak, günümüzde hastalığın vücutta yayılmasını ve ilerlemesini engelleyen bir ürün geliştirilmiştir. Soğuk algınlığını başlarken bitiren bu nazal sprey, ilaç etkin maddesi içermez. Spreyin bileşimindeki mikro-jel, virüslerin vücutta ilk yerleştiği yer olan burun boşluğuna uygulanmakta ve ilk aşamada soğuk algınlığına neden olan virüsleri kaplamaktadır. Ardından pH’ı düşürerek virüsleri etkisiz hale getirmekte ve vücudun savunma mekanizmasına harekete geçmesi için zaman kazandırarak virüsün atılmasını sağlamaktadır. Tüm Türkiye’de eczanelerde satılan bu nazal sprey, soğuk algınlığının gelişimini önler, süresini kısaltır ve şiddetini azaltır.

Soğuk algınlığı, nezle ve grip arasındaki fark nedir?

Grip ve soğuk algınlığı virüsleri farklı virüslerdir.

Grip; yüksek ateş, öksürük, baş ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları ile seyreden akut bir virüs hastalığıdır. Ülkeler ve kıtalararası yaygınlaşma özelliğine sahip olan bir hastalık olarak ciddi akciğer hastalıklarına yol açabilir. Bu bağlamda, soğuk algınlığından ve diğer solunum sistemi hastalıklarından farklıdır. Grip ve soğuk algınlığı bulaşma şekilleri ve belirtileri yönünden ise benzerlik gösterir. Ancak gripte baş ağrısı, kas ağrıları ve ateş daha ön plandadır.

Grip Aşısı, Soğuk Algınlığı içinde Faydalı mıdır? Grip aşısı yaptırarak kendimizi soğuk algınlığına karşı da koruyabilir miyiz?

- HAYIR. Çünkü soğuk algınlığı ve grip virüsleri farklıdır. Soğuk algınlığı virüsü de grip virüsü gibi her yıl değişir. Fakat soğuk algınlığı virüsünün çok sayıda çeşidinin olması ve sürekli yapı değiştirmesi, tanımlanmasını çok güçleştirmektedir.

Soğuk algınlığı ve grip farklı şeyler midir, yoksa aynı mıdır?

Birçoğumuz aynı hastalığın farklı safhaları zannetsek de bu iki hastalık birbirinden tamamen farklıdır. Grip ve soğuk algınlığına farklı virüsler neden olur. Hepimiz yılda ortalama 7 defa soğuk algınlığı geçiririz. Soğuk algınlığı burun çevresinde görülür ve yaklaşık 7 gün boyunca sürer.

Yani, belirtiler genellikle boyunun yukarısındadır. Örneğin, boğazda kaşıntı veya yanm, gripte nadiren görülen ancak soğuk algınlığında sık sık yaşanan bir problemdir. Ateş soğuk algınlığında olmaz ya da çok nadiren görülür. Grip ise daha ciddi bir hastalıktır, aniden ortaya çıkar ve yılda ortalama 2-3 defa geçirilir. Soğuk algınlığının aksine ateş grip belirtilerinden biridir ve 3-4 gün sürebilir. Ateşle beraber genel halsizlik hali, vücut ağrısı ve öksürük de görülür.

Soğuk algınlığı ve grip arasındaki en önemli farklardan biri de gribin önlenebilir olmasıdır. Her yıl bilim adamları tüm dünyadan bilgi toplayıp, araştırmalar yaparak gribe o yıl en sık neden olacağı muhtemel virüs çeşidini belirlerler. Bu virüs çeşidine göre de her yıl aşılar geliştirilir. Ancak soğuk algınlığının ilacı yoktur. Sadece soğuk algınlığının yarattığı sorunları giderici ilaçlar kullanılabilir. Soğuk algınlığında öksürük olmaz ya da hafif olur ama burun akıntısından kurtulamazsınız. Yatak istirahati pek gerekmez ama grip sizi yatağa düşürür. Ancak 2 hastalık da dikkat edilmediğinde başka hastalıklara dönüşür.

Soğuk Algınlığı ve Grip Arasındaki Farklar

Belirtileri SOĞUK ALGINLIĞI GRIP
Aksırma -Sık sık -Bazen
Ateş -Nadiren -38-39 C0
Boğazda ağrı -Sık sık -Bazen
Burun Akıntısı -Sık sık -Bazen
Öksürük -Nadiren -Sık sık
Genel ağrı -Az miktarda -Yoğun olarak
Yorgunluk -Hafif -2-3 Hafta
Baş ağrısı -Nadiren -Devamlı

Grip’e iyi Gelen Bitkiler Meyveler

  • brokoli,
  • havuç,
  • yeşil biber,
  • kivi,
  • yumurta, yoğurt, süt,
  • portakal, mandalina,
  • kayısı,
  • kuşburnu,
  • karnı bahar,
  • C vitamini açısından yüksek diğer besinler.

Sağlıklı olmak, vücudun direncini artırmakla bu da sağlıklı bir beslenme ile yapılabilir.

Yeterli ve dengeli beslenmeyi ihmal etmeden eti, sütü, sebzeyi, meyveyi, tahılları mutlaka tüketmeliyiz. Önceliğimiz hep taze sebze ve meyveyi doğal beslenmeyi tercih etmek olmalıdır. Çeşitli besinlerden beslenmeyi hep vurgulasak da siz bu enfeksiyona sık yakalanabileceğimiz dönemde aşağıda belirtilen vitamin ve mineralleri içeren gıdaları sofralarınızdan hiç eksik etmeyin.

Yumurta, süt, balık vücudu enfeksiyondan koruyor.

Vücutta savunma sisteminde görev alır, lenfosit yapımı ve antikor oluşumunu artırır; böylece enfeksiyonlara karşı vücudu korur. A vitamini anti enfeksiyon vitamin olarak da bilinmektedir.
Yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, yeşilbiber, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini güçlü bir antioksidandır.

Yüksek C Vitamini içeriği ile yeşilbiber, kuşburnu ve karnabahar savunma sisteminizi güçlendirir.

Önemli antioksidanlardan bir diğeri de C vitaminidir. C vitamini vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlar, savunma sistemini güçlendirir. Yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içerir. C vitamini kaybını önlemek için salatalar da meyve suları gibi tüketilmeden hemen önce hazırlanmalıdır.

Fındık, ceviz, badem ve balık doğal koruyucudur.

E vitaminin vücut çalışmasındaki en önemli görevi antioksidan özelliğidir. Yeni doğan bebeklerde solunum bozukluklarının kronikleşmesini önlediği görülmüştür. En zengin kaynakları; fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, tahin gibi besinlerdir.

Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan omega–3 yağ asitleri güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Ayrıca zeytinyağı, fındık yağı gibi sıvı yağlarda bulunan omega–9 yağ asitleri de bağışıklık sistemini olumlu etkiler.

Çinko eksikliği hastalıkları da beraberinde getiriyor.

Hafif düzeyde çinko eksiklikleri özellikle gelişmekte olan ülkelerde yaygın görülen ve birçok sağlık sorununu beraberinde getiren bir tablodur. Bu durumda yapılan çinko desteği fiziksel, nörolojik ve psikolojik gelişmeyi iyileştiren yaşamı tehdit eden enfeksiyonların sıklığını azaltmaktadır.

En iyi kaynakları; kırmızı et ve kabuklu deniz ürünleri ile karaciğer gibi hayvansal kaynaklı besinlerdir. Orta düzey kaynakları; fındık, ceviz, fıstık gibi kuruyemişler, süt, peynir ve kuru baklagiller çinkodan zengin bitkisel kaynaklardır.

Öğünlerinizde yoğurt ve kefir tüketmeye dikkat edin.

Florayı güçlendirerek gastrointestinal sistem enfeksiyonlarına karşı direnç oluştururlar. Antimikrobiyal aktiviteyi üst düzeyde tutarlar. İmmün fonksiyonlara(bağışıklığa) destek verirler. Antitümör özellik gösterirler.

Prebiyotikler ise probiyotiklerin büyüme ve gelişmesini sağlayan, aktivitelerini arttıran sindirilmeyen karbonhidrat bileşikleridir. Prebiyotikler ise başta anne sütü ve lifli gıdalarda (enginar, kereviz, pırasa, kuşkonmaz ve muz gibi ) bulunurlar. Yoğurt prebiyotiktir, yani probiyotiklerin üremesini artırır. Kefir probiyotiktir, yani kendisi yararlı mikroorganizmadır.

Kefir tümör oluşumunu engellemekte ya da var olanın ilerlemesini azaltmaktadır. Kefir içindeki mikroorganizmalar bol miktarda vitamin (K vit, B1 vitamini, pantotenik asit, niasin, folik asit B12 ve biyotin) sentezi yaparlar. Kefir mikroorganizmalarının ürettiği biyotin diğer B kompleks vitaminlerinin emilimini de artırır.

Kahvaltıda 1 tatlı kaşığı bal veya ballı limonlı ılık çaylar rahatlatıcı etki gösterir.

Genel olarak balın yaklaşık % 82′ si fruktoz ve glikoz şekerlerinden, % 17.2 ‘si sudan meydana gelir. Enerji veriminin dışında karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler balın antimikrobiyel etkisinin yanı sıra baldaki fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliğinden kaynaklanmaktadır. Balın yaraların ve enfeksiyonların iyileşmesini sağlamak için kullanımı önerilmiştir.

Yemeklere, çorbalara, yoğurda ve etlerin marinizasyonunda sarımsak kullanın.

Sarımsağın yapısında bol miktarda su, fruktoz içeren karbonhidratlar, kükürt bileşikleri, protein, lif ve serbest amino asitler bulunur. Sarımsak ayrıca yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içerir.

Sarımsağın en önemli biyokimyasal özelliklerinden biri antioksidan potansiyelidir. Bu özelliğinin içindeki organik kükürt bileşiklerinden (allisin) kaynaklandığı düşünülmektedir. Çiğ sarımsakta antioksidan potansiyeli vardır, ancak yüksek dozları kalp, karaciğer ve böbreğe toksik etkiler gösterebilmektedir. Ayrıca sarımsakta bulunan flavonoidler de antioksidan etkilerine katkıda bulunuyor olabilirler. Bir başka önemli özelliği, organizmada birçok işlevi olduğu gösterilen nitrik oksiti (NO) artırıcı etkisidir. Bu mekanizmalar sarımsağın ateroskleroz ve hipertansiyon tedavisi ile koruyucu önlem rollerini açıklayıcı olabilir. Sarımsağın çeşitli mekanizmalarla karsinojenleri detoksifiye edebileceği, bağışıklık sisteminin baskılanmasını önleyerek de kansere karşı yararlı olabileceği söylenmektedir.

Salatalara çiğ maydanoz ekleyin. Yemekler piştikten sonra maydanozu ekleyin ki C vitamin kaybı olmasın.

Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten) kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sisteminin, adrenal bezin ve tiroid bezinin fonksiyonları üzerinde etkilidir. Yapraklarında uçucu yağlar, flavonoidler, protein, klorofil ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır. Yapraklar vitamin ( A,C,K ), demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum yönünden zengindir. Bir tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar.

Narı suyundan çok, tanesi ile tüketmeye çalışın

Nargiller familyasının örnek bitkisidir. Nar meyvesi ismini Latince’de ‘çok tohumlu’ anlamına gelen ‘pomegranate’ den almıştır. Nar suyunda anthsiyaninler ve güçlü antioksidant flavonoidler nar suyunun rengini sağlarlar. Nar antioksidan ve anti-tümör etkisinden dolayı ilaç olarak da tanımlanabilir.

Kayısı ara öğünlerinizde kurusunu pratik taşıyabileceğiniz vitaminli bir meyvedir

Kayısı, insan vücudunun günlük enerji ve protein gereksiniminin karşılanmasında çok az katkıda bulunmakla birlikte mineral maddelerden potasyum ve vitaminlerden ß-karotence çok zengindir. A vitaminin öncül maddesi olan ß-karoten vücudu ve organları saran epitel doku, göz sağlığı, kemik, diş gelişmesi ve endokrin bezlerinin çalışması için gereklidir. Bu görevlerinden başka A vitamini üreme ve büyümede, enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında önemli rol oynar. Diğer taraftan A vitamini normal vücut hücrelerinin kanserli hücreye dönüşmesinin başlıca sorumlusu olan aktif karsinojenlerden tekli oksijenin oluşmasını önlemekte veya oluştuktan sonra etkisiz hale getirmektedir. Ayrıca A vitamini organizmanın ve sağlıklı hücrelerin direncini artırarak kansere karşı koruyucu görevi yapmaktadır.

Zenginlik sıralamasında kivi birinci

Dünyada yoğun olarak tüketilen 26 meyve içerisinde besin maddesi yönünden en zengin meyvedir. Kivi meyvesinin 100 gramında ortalama 100-400mg C vitamini bulunur. Ayrıca magnezyum içeriği bakımından da en zengin, yüksek potasyum miktarı ve düşük sodyum ile yine meyveler içerisinde ön sıralarda yer almaktadır. E vitamini, bakır, fosfor, B2 vitamini ve A vitamini bakımından da iyi bir içeriğe sahiptir. Kivi, karotenoidler (beta karoten, lutein ve ksantofil), fenolik bileşikler (flavanoidler ve antosiyaninler) ve antioksidant içerikleri yönünden de oldukça önemli meyvelerdendir.

Kış aylarında nasıl beslenmek gerekir?

Beslenme önerileri:

  • C vitamini desteğinin gribe karşı koruyucu olduğu yönünde kanıtlar vardır. Her gün 1.000 mg vitamin C alabilirsiniz.
  • Bol su içmek; vücut sıvılarını dengede tutmak ve virüslerle savaşmak için önemlidir.
  • Ellerinizi iyi yıkamayı, yiyecekleri hazırlamadan önce ve yemeğe başlamadan önce elinizin temizliğinden emin olmayı da göz ardı etmemelisiniz.
  • Sebze ve meyveyi taze tüketmek, daha da önemlisi besin değeri kaybı yaratmayacak şekilde tüketmek konusunda hassas olunmalıdır.
  • Stres altında olmanın bağışıklık sistemini zayıflattığı göz ardı edilmemelidir. Omega-3 ve magnezyum stres için iyi çözüm olabilir.
  • Vücudunuza iyi bakmak, yeterince dinlenmek ve uyumak da bağışıklık sistemimizi gribe karşı güçlü kılar.
  • Turfanda sebze meyve yerine mevsimlik sebze meyveyi tercih edin. Bu sayede hem alacağınız vitamin oranını artırmış olursunuz hem de çok daha ucuza mönü hazırlarsınız.

Nezle

Nezle de, ‘Rhino‘ virüsü denilen bir Virüs türünün neden olduğu ve acil tedavi gerektirmeyen, kendiliğinden 7-10 gün içinde geçen, burun akıntısı, ateş gibi belirtilerle ortaya çıkan bulaşıcı (enfeksiyon) bir hastalık türüdür.
Havadan solunarak alınan rhinovirüsler burun mukozasına tutunurlar. Bağışıklık sistemi devreye girerek virüsü vücuttan uzaklaştırmaya çalışır. Virüsleri atma çabasıyla burun akması, hapşırma ve ateş gibi tepkilere neden olur. Vücut virüsten kurtulunca bu reaksiyonlar sona erer.
Toplumda grip ile nezle tabirleri eşanlamlıymış gibi kullanılmaktadır. Oysa bunlar farklı hastalıklardır. Nezle virüslerle meydana gelen bir hastalıktır ve hafif seyreder. Grip ise daha ani başlayan ve sıklıkla ateşin daha yüksek seyrettiği bir hastalıktır. Salgınlar yapar ve yatağa düşürür. Nezle veya grip için hiçbir antibiyotiği kullanmaya gerek yoktur.
Doktorlar bu tip rahatsızlıklarda vücudu güçlendirici vitamin ve minerallerle birlikte, vücudun savunma mekanizmasında oluşan açıklara karşı savunma amacıyla antibiyotik önerirler. Nezle iyi tedavi edilmediği durumlarda orta kulak iltihabına, sinüzite veya bronşite yol açabilir.

Nezle olunca hangi şikayetler olur? Nezlenin Belirtileri (Semptomlar)

1- Erken dönemde boğazda kaşıntı hissi
ve sık hapşırma
2- Burun tıkanıklığı, burun akması
3- Balgamsız öksürük. Bu öksürük özellikle
geceleri artar.
4- Hafif ateş. İlk iki gün yüksektir.
5- İştahsızlık.
6- Hafif ishal.
7- Huzursuzluk.
Nezlenin Tedavisi nasıldır?

1- Bol sıvı gıda alınmalıdır.
2- Hastalığı yaymamak için başka kimselerden uzak durulmalıdır.
3- Aşırı giyinmekten kaçınılmalıdır.
4- Sigara içilen ortamlardan uzak durulmalıdır.
5- Burun tıkanıklığını gidermek için burun açıcı spreyler (dekonjestanlar) kullanılır.
6- Ağrı ve ateş için ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır.

Nezle Tedavisi

Nezleye sebep olan etkeni direkt olarak hedef alan, tıbben kanıtlanmış ve kabul edilmiş hiçbir ilaç olmadığından, nezlenin tedavisi yoktur. En güvenilir tedavi, bol sıvı tüketmek ve istirahat etmektir.

Antibiyotikler

Antibiyotikler bakterilere karşı etkili olan ilaçlardır. Virüs enfeksiyonlarında ve dolayısıyla soğuk algınlığı ya da nezlede hiçbir etkileri yoktur. Nezleyi antibiyotikle tedavi etmeye çalışmak ters tepebilir zira ilaca dirençli bakterilerin türemesine ve alerjik reaksiyonlar gibi yan etkilere ya da bağırsak florasının bozulması[1] neticesiyle diyare (ishal) oluşumuna sebebiyet verebilir.

NEZLE ve GRİP (COLD and FLU)

NEZLE

Üst solunum yolunun; burun, boğaz ve soluk borusunun viral bir enfeksiyonudur. Akut olarak meydana gelir. Kuluçka devri 1-4 gündür. Hastalık genellikle burun tıkanıklığı, hapşırık, boğaz ağrısı ile başlar ve devam eder. Diğer belirtileri ses kısıklığı, öksürük, halsizlik, kas ve eklem ağrısıdır. Ateş genellikle 38°C nin altındadır. Bu belirtiler 7-10 gün sürebilir.

GRİP

Grip de yine üst solunum yolunun viral bir enfeksiyonudur. Influenza çok yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Kuluçka süresi genel olarak 2-3 gündür. Klasik belirtiler baş ağrısı, yorgunluk, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık ve kuru öksürüktür. Mide bulantısı ve kusma özellikle çocuklarda meydana gelebilir. Ateş çoğu kez 38°C nin üzerindedir. Belirtiler genellikle 2-3 günden sonra hafifler.

Nezle ile Grip Arasındaki Fark

Belirtiler Nezle Grip
AteşBaş ağrısı

Genel vücut ağrısı

Yorgunluk

Tıkalı burun

Hapşırma

Boğaz ağrısı

Öksürük

nadir nadir

az

hafif

genellikle

genellikle

genellikle

nadir

38-39° Csürekli

genellikle

2-3 hafta

bazen

bazen

bazen

genellikle

TEDAVİ

Antibiyotikler viral enfeksiyonlarda etkili değildir. Kullanılmasının bir yararı yoktur. Antibiyotiklere ancak bakterial komplikasyonlar (sinüsit, orta kulak iltihabı v.s) geliştiği zaman ihtiyaç vardır. Ağrı kesiciler, ateş düşürücüler ve antihistaminikler şikayetlerin azalmasında yardımcı olur. (rutin olarak aspirin kullanılması tavsiye edilmez)

Soğuk algınlığınızın iyileşmesini beklerken alınması gereken önlemler ;

  • Ilık ve rahat ortamda bulunun, ağır fizik aktivitelerinden uzak durun. Dinleniniz.
  • Ateş ve diğer belirtilerin ağır seyrettiği durumda yatak istirahati yapın.
  • Mukusu yumuşatmak, drenajı sağlamak ve kaybolan sıvıyı tekrar kazanmak için günde en az 8 bardak sıvı alın.
  • Nemlendiriciler ve su buharı kullanılarak çevrenin nemini arttırın, çevrenin nemini arttırmak göğüs tıkanıklığının kaybolmasına yardım eder.
  • Sigara içmek boğaz tahrişi ve öksürüğü arttırır. Kesinlikle sigara içmeyin.
  • Boğaz ağrılarını azaltmak için ılık, tuzlu su ile gargara yapın.
  • Hastalığın şiddetini ve uzamasını önlemek için Vitamin C kullanın.

NEZLEDEN KORUNMA YOLLARI

Hastalık elle temasla da bulaşabilir. Bu nedenle hasta kişi bulaşmayı önlemek için sık sık ellerini yıkamalıdır. Ayrıca hasta kişi ile sağlıklı kişi mümkün olduğu kadar tokalaşmamalıdır.
Hasta sık sık kağıt mendil kullanmalı, hastanın havlu ve bardağı müşterek kullanılmamalıdır.
Burun akıntısının çok yoğun olduğu dönemde hasta toplu yerlerden uzak kalmalıdır.
Grip olma riskini azaltmanın bir yolu da grip aşısıdır. (yukarıda grip aşısı ile ilgili gerekli bilgiler verildi.)

Doktorunuza veya eczacınıza danışmadan ilaç kullanmayınız.

Nezle veya Grip olunca Doktora gitmem gerekir mi?

Aşağıdakilerden herhangi biri varsa vakit kaybetmeden hekime başvurunuz.

1- Ateşiniz 38.5’nin üstündeyse
2- Nefes darlığınız varsa
3- Yeşil veya sarı renkte balgam çıkıyorsa
4- Nezle 14 günde geçmediyse.

Share.

About Author

Leave A Reply